Bugün işyerinde 304 kalite çeliğin klorür içerikli sularda karşılaştığı korozyon ile ilgili bir şeyler sordu Tolga bana. Ben de boş boş baktım yüzüne. Soğutma kulesine bağlı eşanjörlerimiz patlamaktaydı bir süredir, yaptığı araştırmalar sonucu olası nedenlerden birinin artan ısıyla birlikte artan -2. kalite suda zaten yüksek olan- klorür konsantrasyonunun 304 kalite çelikten yapılmış eşanjörler için korozif bir ortam oluşturduğu idi. Kendisi pek iyi bir İngilizce'ye sahip olmadığı için ASME Hanbook'un ilgili sayfasını çaat diye açıp önüme koydu, "haydi bakalım şunu bir oku da mevzuyu benim için analiz ediver" deyiverdi...
Tolga, "mühendislik" kavramına gerçekten ruhen yakın bir insandır. Kendi kendine oturur hesaplar yapar, benim anlamadığım şeylerin programını yazar, alakasız teknik konularda bilgisi olur, bizi şaşırtır... Geçen günkü kısa diyaloğumuzu hatırladım birden.
-Nereden öğreniyorsun bu bilgileri? -Benimki de soru mu yani-
-Okuyorum... Evde Handbook'lar, mekanik, termodinamik kitapları elimin altındadır hep.
-Hangi arada bir derede okuyorsun? Benim hiç vaktim olmuyor...
Biraz sıkılarak
-Valla, benim de pek vaktim olmuyor, doğruya doğru, en çok tuvalette okuyabiliyorum...
Tuvalet, spor salonu ve yolculuklar dışında benim için de "okuma" için iyi bir alternatif mekan. Ancak bugüne kadar tekrar tekrar okumayı sevdiğim romanlar oldu hep çamaşır makinesinin üzerinde. Şöyle Çengel'in termo'sunu koymak aklımın ucundan geçmedi mesela, ki severim aslında ben termodinamiği. Kendime şöyle bir bakınca farkettim ki, bugüne kadar "mühendislik" konularının sadece ihtiyacım olduğu kadarını öğrenmişim, sanki daha fazlasını öğrensem zarar görecekmişim gibi. Mühendislik konuları benim için hep "saygı duyulan" ve "uzağında durulan" yıllardır. Boş vakitlerimde varsa yoksa, o şair, bu film. Halbuki donanımlı bir mühendis figürü her zaman özenilen ve olunmak istenendi benim için. Sanırım benimki bir nevi hayranlık sonucu seçilmiş bir meslek. Aslında hiç de ilgili değilim mesleğimle, tek bir konusunu bile merak etmiyorum çünkü. Yine de bu aralar kendimi biraz zorlamaya karar verdim. Çamaşır makinesinin üzerinde duran "Şeker Portakalı"nı kaldırdım. -İlkokulda hüzünlenerek okuduğum ve çok sevdiğim bu kitaba hala garip bir düşkünlüğüm var.- Yerine "Fundamentals of Fluid Dynamics"i koydum. Bakalım ne olacak. -Aklıma bir ata sözü geliyor ama neyse...-
Bu arada, eşanjörlerde oluşan korozyonun detaylı analizini sonraki yazılarımda bulabilirsiniz.
Yay !!! We are on the nice list!
10 yıl önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder