27 Aralık 2011 Salı

yeni yıl

yeni yılı evde geçireceğimiz için kaçınılmaz olarak cnbc-e'deki lady gaga'lı, victoria's secret'lı programa maruz kalacağız. şimdiden alıştıralım kendimizi...
Mutluluk;
 bir cumartesi öğle vakti, 
dışarıda kar yağarken 
kapınızın çalınması 
ve karşınızda Ayvalık'dan gelen
 damla sakızlı kurabiyeleri bulmanızdır. 

        Sonra onları sevdiklerinizle paylaşmanız
     ve 3 gün boyunca afiyetle yemenizdir.

26 Aralık 2011 Pazartesi

à la mode

Anladım. Hiçbir zaman personeldeki kızlar kadar şık giyinemeyeceğim. 2 gün iyi giyinsem 3. gün dağılıyorum. Onlarsa her daim şık…  Bir de "bugün ne giysem" yarışması çıktı ya piyasaya... Bu sabah iş yeri tuvaletinde aynaya bakınca, birden karşıma hakan-ivana-uğurkan üçlüsü geçiverdi, o gömlekle o pantolon hiç olmuş mu diye  başladılar saydırmaya… Gerçekten, bu kadar klasik bi gömlekle bu spor kazak ve kot pantolonu nasıl giydim ben? Eğer bir final olacaksa, o finale benim kalamayacağım kesin.

Aslında yazın şıklık konusunda bir istikrar yakaladığım söylenebilir, ancak kışın bildiğin paçoz geziyorum işte. Paçoz diyince aklıma Şafak Bayram geldi:) Hehe, "paçoz" Şafak:)

23 Aralık 2011 Cuma

the end of december

evet, herkes seviyor, ben de seviyorum...
rivayet olunur ki, şarkıdaki kötü adam Leonard Cohen, "Jane" de Jane Birkin'miş...

15 Aralık 2011 Perşembe


"Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum”

Kötü bi mühendisim oysa ben ve ne zaman
Birisi kimya sorusu sorsa önce kitaba davranıyorum
günümü internette çift kişilik nevresim takımı seçerek harcamak istiyorum... VipinShop.com diye bi site var, nereden bulmuşsa adresimi, geceden "Nevresim Takımı, Uyku Seti, Bamboo Fiber Yorgan %65'e varan indirimde" başlıklı bi mail göndererek sabahları bilgisayarımı açtığımda içimin gıcıklanmasına yol açıyor. Es kaza tıklayıp açtım mı o nevresim takımlarını, baktıkça bakasım geliyor, bütün günü öyle geçirebilirim. Mor çizgili perdelerim ve beyaz dolaplarımla uyumlu nevresim takımı seçerek...
bir de allposters.com sitesi... evin boş duvarlarını hayalimde kaç posterle doldurdum bugüne kadar bi bilsen...
pöff, çalışan bi anneyim ben, almayın vaktimi.

11 Aralık 2011 Pazar

Levosuma

bugün seninle ilk ayrilisimizdi yavrum. 2 gece 3 gun surecek bu ayrilik, Sali aksami yine beraberiz. yani yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz gecicek.
senden ayrilirken cok uzuldum, agladim..
birazdan bana en cok ihtiyac duydugun saatler baslayacak. uyumadan once emmek isteyeceksin ama annen orada olamayacak... Almanya'da bir otelde sütünü sagip lavaboya dökmekle mesgul olacak, bugun lounge'da yaptigi gibi...
yine de sunlari bilmeni isterim: ayrilirken aglamistim ama sonra biraz iyi hissettim kendimi yavrum. söyle ki:
- seni tasimam gerekmedigi icin uzun süre sonra topuklu ayakkabi giyebildim
- lounge'un cocuk odasinda degil de benim gibi buyuklerin oturdugu kisminda oturabilmekten buyuk keyif aldim. ustelik karni doyurulmasi gereken, corba kasesine elini sokup sonra o eli her yere sürmeye calisan kucuk Levent de yoktu ortalikta;)
- Bamberg'de Weihnachtsmarkt`da dolandim, sicak sarap ictim. cok güzeldi, mutlu oldum... su an biraz cakir keyifim:) (otelin girisinde bi bilgisayar var umumi kullanima acik, oradan yaziyorum.) üstelik bu cakirkeyiflikle odada kitap okuyup sessizlik icinde sabaha kadar sürecek kesintisiz bir uykuya dalabilecegim; 13 ay sonra ilk defa.

yine de bunlarin hicbiri yaninda olmak kadar keyif vermiyor bana. ne kadar zor olsa da gelmeni cok istedim ve bunun icin ugrastim ancak babani ikna edemedim. bir süre ayri kalmamizin ikimize de iyi gelecegi konusunda israrliydi. velhasil yalniz basima cikip geldim buralara iste...babani da cok ozledim simdiden. yurtdisi görevi olabilir diyorum isyerinde bazen ama ben babansiz yasayamam yavrum. bana kalirsa mutlu mutlu birarada yasayip gidelim Bursa'da evimizde, hirs yapmaya gerek yok su kisa hayatta.

babani, anneanneni ve bakicini uzme olur mu yavrum, yemeklerini güzel güzel ye, uslu uslu oyna, gece de güzel derin bir uykuya dal. rüyamizda birbirimizi gorelim.

seni cok seven ve özleyen annen...

8 Aralık 2011 Perşembe

(R)IP

ne güzel adamdın, iyi ki vardın.

ne olduğunu sen de çok iyi biliyorsun... senin gibi göz önünde, bu kadar sevilen birinin gereğinden fazla radikalleşmesi sistem için kabul edilebilir değildi sadece. bence senin hükmün karapanterlerin lideriyle yaptığın açıklamadan sonra verildi John kardeş. o arkadaşla birbirinizi anladığınızı, onların isteklerinin sana da mantıklı geldiğini falan söylemiştin ya, işte o hareket bardağı taşıran son damla oldu bence. bir adım öteye gitmene izin veremezlerdi. fazla vakit geçirmeden vuruverdiler seni, minicik oğlunun büyüyüşünü görmene izin vermeden. o zamandan beri değişen birşey yok John kardeş. dünyanın her yerinde sistem karşıtları sistemli işkencelere maruz bırakılmaya devam ediyor. ama sizin o İngilizlere hala çok gıcığım, uyuşturucuna taktılar seni sınır dışı ettiler ya, kuzuyu kurda teslim ettiler o zaman işte. belki İngiltere’de kalsan, o kadar da radikalleşmezdin, iyi kötü hafif tatlı su bi protestliğin olurdu, biz öyle de sever öyle de dinlerdik seni… Yoko ile üretken üretken yaşayıp giderdiniz… Böylesi bi idol olamazdın belki ama yine de Paul McCartney’nin şu anki halinden 1000 defa daha cool olacağın kesin ;)
Mekanın cennet olsun.

7 Aralık 2011 Çarşamba

local dreams

"
Hayalim ne biliyor musun?

Sayısaldan vs den en az 5 milyon çıkacak tamam mı?
Sonra kendime şehire çok uzak olmayan bir yerlerden misal beşevlerin arka taraflarından falan bir yerlerden 5 dönüm yer alacam, 3 dönümüne bahçeli güzel bir ev kuracam tek katlı, geri kalan 2 dönümüde komple kapatığ sera, kış bahçesi ne dersen de ondan yapacam
Sonra içini salon çiçekleri ile doldurucam, öyle salatalık, dometes falan değil
Bir köşesine stereo bir müzik sistemi alacam pikabıyla beraber, yakınınada şöle çok güzel bir kuyruklu piano koyucam
Sonra günde 2-3 saat orada müzik geçirip piyano ile oynayacam (piyano dersi alacam tabi)
Genelde tabi klasik müzik dinleyebilirim....
Bitkilerin arasında....

Çok seviyorum ben böyle puslu yeşil ortamları
Yağmurda ormanda dolaşmak.... bundan güzel bişi olabilir mi acaba?
Uffffffff çok canım çekti......

Esasında şehir kıyısında bir yer alacan
Misal uludağın dibinde, hava güzel oldumu ATV ile saracan dağa doğru

 "

work attitude

Japanese attitude for work :
If one can do it, I can do it
If none can do it, I must do it !!

Arab attitude for work : 
Wallahi if one can do it, let him do it 
If none can do it, ya- habibi how can I do it ??

6 Aralık 2011 Salı

yazıcak bişey

evi taşıdık. yeni evimiz çok güzel. pencereleri geniş. üstelik villa. üstelik çamlıca'da. villa dediysek, biz 1. kattayız, üst katta ev sahibi oturuyo. 2 katlı apartman gibi bi villa. ev sahibinin tavukları var. Levent tavukları çok seviyo.
deli bakıcıdan kurtulduk. şimdiki bakıcıdan çok memnunum. Adı Gökçe. Bi sabah, saat 07:30’da, onu arayacağıma arkadaşım olan Gökçe'yi aramışım. Şöyle bir diyalog:
-         Gökçe Günaydın
-         Günaydın (uykulu bir ses)
-         Bu sabah 09:00 gibi gelebilirsin, yalnız annemlere gel, perdeler daha takılmadığı için evde kalmadık.
-         Hmm, zor gelirim ben oraya (uykulu bir ses)
-         Yeni bakıcı da miskin midir nedir (iç ses) Gökçe hani gelmiştin dün annemlere… ama ama 
-         Şimdi çıksam baya bi sürer gelmem
-         Ev çok yakın aslında, istersen alırım seni… Bu ses tanıdık bi ses ama o ses değil, anaaa! Gökçeee!
-         Gelirim ama buradan saat 09:00’a yetişmem zor olur.:)
-         Kızım naapıyosun sen yaa?
Efendim, şu otomatik pilotta olma hali çok ilginç gerçekten, bakıyorsun görmüyorsun, dinliyorsun duymuyorsun...
Yeni bakıcımızın adının Gökçe olması ilahi bir tesadüf diye düşünüyorum. Bu sayede aylardır ulaşamadığım kadim dostum telefonunu açtı sesini duydum, sonrasında da uzun uzun konuşma fırsatı bulduk.Sağlığından sıhhatinden emin oldum. Pek yakında da görüşeceğiz umarım. Öyle işte...