evi taşıdık. yeni evimiz çok güzel. pencereleri geniş. üstelik villa. üstelik çamlıca'da. villa dediysek, biz 1. kattayız, üst katta ev sahibi oturuyo. 2 katlı apartman gibi bi villa. ev sahibinin tavukları var. Levent tavukları çok seviyo.
deli bakıcıdan kurtulduk. şimdiki bakıcıdan çok memnunum. Adı Gökçe. Bi sabah, saat 07:30’da, onu arayacağıma arkadaşım olan Gökçe'yi aramışım. Şöyle bir diyalog:
- Gökçe Günaydın
- Günaydın (uykulu bir ses)
- Bu sabah 09:00 gibi gelebilirsin, yalnız annemlere gel, perdeler daha takılmadığı için evde kalmadık.
- Hmm, zor gelirim ben oraya (uykulu bir ses)
- Yeni bakıcı da miskin midir nedir (iç ses) Gökçe hani gelmiştin dün annemlere… ama ama
- Şimdi çıksam baya bi sürer gelmem
- Ev çok yakın aslında, istersen alırım seni… Bu ses tanıdık bi ses ama o ses değil, anaaa! Gökçeee!
- Gelirim ama buradan saat 09:00’a yetişmem zor olur.:)
- Kızım naapıyosun sen yaa?
Efendim, şu otomatik pilotta olma hali çok ilginç gerçekten, bakıyorsun görmüyorsun, dinliyorsun duymuyorsun...
Yeni bakıcımızın adının Gökçe olması ilahi bir tesadüf diye düşünüyorum. Bu sayede aylardır ulaşamadığım kadim dostum telefonunu açtı sesini duydum, sonrasında da uzun uzun konuşma fırsatı bulduk.Sağlığından sıhhatinden emin oldum. Pek yakında da görüşeceğiz umarım. Öyle işte...