Miniğim artık beni tanıyor, beni görünce heyecanlanıyor ve bana dişsiz ağzıyla damaklı damaklı kocaman gülüyor.
Babasının kopyası olma yolunda hızla ilerliyor. O kara-sarı minicik şey, bir pamukcuk tombul beyaz oğlana dönüşüverdi. Elleri pamuk, yanakları pamuk...
Bu vakitlerimiz öyle değerli ki. Ufaklığım sadece bana ait. O ve ben varız. Yarın büyüdüğünde arkadaşları olacak, öğretmeni olacak. Bu sevgi paylaşılacak. Şimdi bir tek ben varım onun için, bu sevginin sonuna kadar tadını çıkarmaya çalışıyorum. Ne var ki vakit daralıyor... God damit.
Anne olmak çok acaip birşey. İnsanın etrafındaki insanlara bakışı değişiyor. İnsanın "gönül gözü" açılıyor resmen. Bir annenin kimseye kötülük yapması mümkün değil bence. Karşındaki insana baktığında, ilk önce onun annesi aklına geliyor çünkü. Onu da bir anne büyütmüş, emekler vererek bugüne getirmiş, bebekken sevgiyle beslemiş, herşeyden sakınmış diye düşünüyorsun. Oralarda biryerlerde, ona birşey olsa yüreği parçalanacak bir anne var, o da senin oğlun gibi bir annenin sevgili oğlu-kızı diye düşünüyorsun...
Bir de o 3. sayfa haberleri. Bakmamaya çalışıyorum ama denk gelince çileden çıkıyorum. Eskiden de çileden çıkardım ama bu onun bin kat fazlası. Doğurulup atılmış bebek haberi okuduğumda 1 ay kendime gelemiyorum. Beynim artık zorunlu olarak siliyor haberleri hafızamdan. Günlerce o minicik, annesine muhtaç o zavallıcık bebeği düşünüp ağlıyorum. Şimdi yazarken bile ağladım işte. Annesiz kalmış çocuk haberlerine aklıma geldikçe oturup hüngür hüngür ağlıyorum.... Kendimi biraz daha toparlayınca Çocuk Esirgeme Kurumu'ndaki çocukları ziyaret etme gibi bir planım var. Annesiz çocuklar beni çok ama çok üzüyor. Bebekken uyanıp ağladıklarında anneleri olmuyor yanlarında, annelerinin kokusunu alamıyorlar, acıktıklarında annelerinden süt ememiyorlar... Tanrım çok korkunç birşey... Bütün annesiz çocukları kucaklamak onlara sevgimi vermek istiyorum, o kadar büyük bir kalbim var şimdi...