24 Haziran 2010 Perşembe

inuit

"

 -ananın türküsü-  

evin içi sessiz mi sessiz,
evin içinde çıt yok,
kar fırtınası kuduruyor dışarda.
burunlarını kuyruk altına kıstırıp,
tortop olmuş köpekler.
küçük oğlum uyuyor kerevette,
sırtüstü, ağzı açık, soluyarak;
minicik karnı yusyuvarlak.
sevinçten ağlasam deli mi derler?

"

— eskimo şiiri / çeviren talat halman

18 Haziran 2010 Cuma

?

sehpaya bacağının çarpması sonucu düşmek üzereyken yakaladığın bardağa istinaden "sen de herşeyi düşürüyorsun"u yapıştıran zihniyete kızgınlık ifadesi olarak odadan çıkmak, çıkar çıkmaz geri dönüp düşmeyen o bardağı sehpadan alıp yere atmak.

geriye dönüş kararı aldığın o bi kaç saniye nasıl yönetilir?

15 Haziran 2010 Salı

just married

Düğün dedik, Altınova dedik, asıl konuya gelemedik. Önceki hafta İstanbul'da düğünlerine katıldığımız,  geçen yıl Sundance'de başlayan geleneği Altınova'da sürdürdüğümüz Aslı-Şafak Bayram çiftine ömür boyu mutluluklar dilerim.

91.1

TRT Radyo 3 hayatımda büyük bir boşluğu dolduruyor. Bir sürü yeni şarkıcı ve grupla tanıştım sayesinde. Arabanın içinde bulabildiğim kağıt parçasına şarkıların, şarkıcıların isimlerini yazma çabamı görseler bana dinleyici ödülü verirlerdi herhalde.

Bir de hangi ruh hali içerisindeysem ona uygun şarkılar çalmakta üstlerine yok. Öğle arasında fadolar, akşam iş çıkışı latin dans parçaları, haftasonları klasik müzik, pazar sabahları klasik müzik bestecilerini tanıtan çocuk programları, pazartesi akşamları Ahmet Kanneci... Ya da alakasız bir anda karşına çıkıveren Lalo Schifrin, Henri Mancini, Micheal Buble...

Çok seviyorum ben bu radyoyu ya.

Neyse efendim sadede gelelim. Hamileliğin 2. 3 ayında çok enerjik olursun demişlerdi de inanmamıştım. Gerçekten öyleymiş. Enerji patlaması yaşıyorum, tutmayın beni, 100 m'de dünya rekoru kırmaya adayım, Usain Bolt da kimmiş.

Bu sabah arabada enerji patlaması yaşarken Radyo 3 yine enerjime uygun şarkılar çalmaya başladı. Hele bir şarkı çıktı ki, kendimi kaybettim. Öyle bir ritmi var ki, yerimde duramıyorum. Sesi sonuna kadar açtım, oturmalı danslar yaptım arabanın içinde. Şarkı bitiminde hemen kağıdı, kalemi kaptım grubun adını yazdım. Duyabildiğim kadarıyla "Japon Kodo Topluluğu ... nana fuşi" diye bişeyler not etmişim. İş yerine gelince ilk işim internetten grubu aratmak oldu. Şarkılarının adı Strobe's Nanafushi'ymiş. Youtube'dan dinledim aynı şarkı, bomba, ama tek bir farkla. Benim dinlediğim remix'de arada mehter marşı da çalınıyordu. Evet, mehter marşı. Ben kim mehter marşı kim. Lakin mehter marşının bir parçaya bu kadar güzel remixlendiğini bu kadar yakıştığını görmemiştim hiç. Mehter marşı dedim Nanafushi dedim, öyle arattım böyle arattım bulamadım bi türlü internette. Ben o remixini dinlemek istiyorum, lütfen bulun onu bana, ben de hamileysem ben de buna aşerdim işte.

Herneyse, sabah Radyo 3 bununla da kalmadı, üstüne bir de Pitbull'dan I Know You Want Me patlattı ki, bende artık işe gidecek hal kalmamıştı. Korhan'ı işe bırakmadan önceden "Korhan beni diskoya götür" dediğimi hatırlıyorum.

Öyle ya da böyle ofise ulaştım işte, o enerji bende hala devam etmekte, hatta görüldüğü üzre tembellik yapmayıp bir de bu enerji patlamasını yazıya döktüm, o kadar yani.

...

Bir de, dün çok güzel bir haber aldım: Bir oğlum olacak. Kabak kafalı "Fırat"lı rüyalarım, tüm o içime doğmalar doğruymuş, tabi Çin takvimi de. Umarım herşey yolunda gider, sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilirim.
işalla subaneke işalla yareppim sübaneke işalla dinimiz amin. :)

PS. http://www.youtube.com/watch?v=zvD_37lX8-Y&feature=related

14 Haziran 2010 Pazartesi

melone

Reflü hayatımı karartmaya devam ediyor.

Reflüden dolayı yiyemediğim meyveler: Karpuz, kiraz, kayısı, erik, şeftali, çilek... Bir parça yedikten sonra saatlerce kıvranıyorum.

Yiyebildiklerim: Kavun, abartmamak kaydıyla. İyi ki kavun var... Umarım yiyebildiğim başka meyveler de keşfederim.

Bütün kış yaz meyvelerinin hayalini kurmuştum halbuki... Yine de hırs yaptım ve onları yemenin bir yolunu buldum: Komposto. Hayatımda en çok komposto yaptığım ve yediğim dönemdeyim. Yemeklerden sonra soğuk bir komposto heartburn'e de birebir. Bu yazın mottosu: "en iyi meyve haşlanmış meyvedir".

...

4 günlük bir Altınova arası ve bugün işbaşı.

Foça'daki akşam yemeğinde ilk 3 aylık dönemde oluşan balık fobimi kısmen yendim, bu iyi bir gelişme. Herkes balık yemem için üstüme geliyor. Neymiş efendim komşu bilmemne hanım, hamileliğinde hep balık yemiş oğlu 3 yaşında okumayı sökmüş. Daha bir sürü hikaye... Yine de pisi balığı iyi bir başlangıçtı, o tarz balıklar yiyebilirim sanırım. Tabi ağır metal oranını da bir gözden geçirmek gerekir.

4 ay geride kaldı. 5. ayın içerisindeyim. Karnım Afrika'lı çocuklarınkine benziyor. Bu akşamki doktor randevusunda çocuğun cinsiyetini öğrenmeyi ümit ediyorum. Hadi bakalım.

1 Haziran 2010 Salı

Lately

Hamilelik
Bulantılarım azaldı. Mutfağın kapısından geçerken kusan ben, sabah kahvaltısı hazırlayabilmeye başladım. Bu iyi birşey. Yine de tam teşekküllü bir akşam yemeğini ancak doğumdan sonra hazırlayabilirmişim gibi geliyor. Reflüyse tam gaz devam. Çay, kahve, kızartma, baharat, çikolataya elveda diyeli çok oldu, işin garibi canım hiç mi hiç istemiyor. Oysa ben tam anlamıyla bir çaykoliktim...
Göbeğim çıkmaya başladı, itiraf ediyorum pantolonlarımın düğmesi açık geziyorum.
Abartılı derecede kilo almadım henüz, mevcut durum:53. Yine de haftasonu katılacağım düğün için geçen yazdan kalma elbiseme girebilmeyi ümit ediyordum ama olmadı. Elbise almak için mağaza mağaza dolaşmam gerekecek Cuma'ya kadar. It sux.
Bebek ultrasonda gerçekten bebek gibi gözükmeye başladı ama hala onun benimle olduğunu hissedebilmiş değilim. Karnımda bir şişlik var ama bu bana bir bebek hissi vermiyor. Minik bir tekmeye ihtiyacım var sanırım.
15. haftadayım. Cinsiyet öğrenilebiliyormuş bu haftada. 2 hafta daha beklemem gerekecek tabi, bir sonraki doktor randevusunu... Çin takvimine baktım; erkek. Bu takvim çok saçma geldi bana ama çevremde kiminle konuştuysam takvimle uyumlu çıkmış çocuklarının cinsiyeti. Boşuna "Fırat"lı rüyalar görmüyorum belki de.

Koriş
Katıldığı yarışma tüm zamanların en geniş katılımlı yarışması olmuş... Dün itibarıyle 240 proje teslim edilmiş. Kardeşim herkes mi opera binası eksperi, nedir yani? İstanbul'daki ünlü bir proje bürosu 3'er projeyle katılıyormuş, "Bursa Güzel Bir Yer"in mimarı Bünyamın Derman da katılımcılar arasında. Velhasıl, bu iş zor Yonca... Artık önümüzdeki maçlara bakacağız: http://arkitera.com/y1207-odtu-ogrenci-merkezi-binasi-ve-odtu-meydani-mimari-proje-yarismasi-.html

Başka...
Hükümet değişsin artık, dayanamıyorum bu adamlara.