10 Ağustos 2010 Salı

minyon

Bebeklerin boyu posu yerinde mi diye kontrol etmeye yarayan bi grafik var. Bugüne kadarki bebeklerin boylarının poslarının ortalamalarından elde edilen üst ve alt sınır çizgileri mevcut. Ultrasona giriyosun, cihaz çocuğu ölçüp biçiyo, sonra değeri bu grafik üzerinde gösteriyo. Bizimki hep alt çizgi üzerinde. Doktor en nihayetinde: "Minyon bir çocuğunuz olacak" dedi. Ben içimden: "Sinek gibi dolaşacak ortalıkta desene"...
Efendim dünyaya ciddi ciddi bir "Fırat" getireceğim sanırım. Bu vesileyle haftasonu Fırat'ın kitabını aldım, oradan bi kaç karikatürü buraya ekleyeyim dedim. Fırat ya, en iyi şey.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Week 23

Ufaklık artık benimle. Minik tekmeleri beni çok eğlendiriyor. Karnım dalga dalga. Özellikle akşam 17:00 civarı hızlı bir tekme seansı yaşıyoruz. Muhtemelen gece boyu hareket edip, ben uyanınca uykuya dalıyor ve bu saatlerde uyanıyor işte. Çok şirin ve sempatik bir çocuk olacağını hissediyorum, onunla kurduğum iletişimden bu sonuca varıyorum. Kim böyle nazik tekmeler atabilir ki? Çok da hareketli olacak gibi geliyor, içimde bir enerji patlaması yaşıyor sanki, tekmelemeye bir kere başladı mı kendini durduramıyor. Anası gibi miskin olmayacak zahir.
 
Bazen tekme atmadığında canım sıkılıyor, kapısını çalıyorum onu uyandırıyorum, bu uyandırma işlemi göbeğime pat pat vurmak ve ona seslenmek suretiyle gerçekleşiyor. Uyanıp biraz tekmeledi mi, keyfim yerine geliyor. Biraz bencil miyim ne?

Bir de son 2 haftadır eksponensiyel bir hızla büyüyor, 2 hafta öncesine kadar doğru düzgün göbeğim bile yoktu, şimdi sabah kalkıyorum göbeğim yarım santim ileride.

Genel literatüre katkı babında; kız bebekte annenin canı ekşi, erkekte tatlı çekermiş muhabetti doğruymuş. Ekşiyle işim yok gerçekten, ofise getirilen koca koca "Konya şeker"lerinden 6-7 tane yedim bugün... Bir de sıcaklıklara dayanamama meselesi var. İyi tarafı: Eskiden azıcık soğuk su içsem boğazlarım şişer, birazcık klima üflese boynum tutulurdu. Hamilelikle birlikte artan vücut ısısının etkisiyle, buzluktan çıkardığım buzlu suları içiyorum boğazlarım bana mısın demiyor. Klimaları sonuna kadar açıyorum, önüne geçip oturuyorum, en küçük bir tutulma emaresi yok. Soğuğa karşı kırılganlığım böyle geçici bir süre de olsa geçince kendimi ekstra güçler kazanmış bir bilgisayar oyunu kahramanı gibi hissediyorum. Tabi sıcakta herşey tam tersi. Sıcaklarda dışarıda yürümeye kalktığımda, 100 m'den sonra çekişten düşüyorum. Adım atacak halim kalmıyor, hemen oturacak yer arıyorum. Sıcakta merdiven çıkmak tam bir kabus... Vücut bazen bu durumu kaldıramıyor. Hatta bi kaç defa gözüm karardı ve bayıldım. Hayatımda daha önce hiç bayılmamıştım, merak ederdim nasıl bişey diye, pek de matah bişey değilmiş, tavsiye etmiyorum.

Mevcut kilom 56, zaman neler getirecek göreceğiz... Fazla birşey getirmese iyi olurdu hani...

2010 ODTÜ Mezuniyet Töreninden Görüntüler

İstatistik
Uluslararası İlişkiler
Maden Müh.
İnşaat Müh.
Biyoloji
Kimya
Kimya
İşletme
Endüstri Müh.
Matematik
Elektrik-Elektronik Müh.
Makina Müh.