8 saat uyuyamayınca inanılmaz tahammülsüz ve sinirli oluyorum. Hele sabaha karşı bebeği uyutup tam uykuya dalacakken Levent uyanıp da istediğini yaptırmak için avazı çıktığı kadar ağlayınca içimdeki dayakçı Türk depreşiyor. Kendi kendime şaşarak çocuğa tokat atmamak için kendimi ne kadar zor tuttuğumu farkediyorum. Halbuki normal zamanda öpmelere doyamam Levoşumu...
Bunu neden mi söyledim şimdi, çünkü 'uykusuzluk'un nasıl büyük bir bela olduğuna, 'yanlış ellerde' nasıl bir silaha nasıl dönüşebileceğine dikkat çekmek istiyorum. "Polisler eylemlere müdahale ederken nasıl bu kadar canavarlaşabiliyor?" diye sorduk ya hepimiz kendimize, hatta Ayşe Arman son röportajında direkt olarak polislere sordu. Adamlar da bir çok sebebin yanında asıl neden olarak bunu gösterdiler, yani uykusuzluğu. Öyle böyle değil, adamlar 57 saatlik uykusuzluktan bahsediyor. 57 saat uykusuzsun demek artık bir zombisin demek. Kontrol sende değil içindeki o hayvanın en yontulmamış en çıplak halinde demek. Hele bu zombileşme sürecinin 'cahil'* bir bireyde gerçekleştiğini düşünürsek... En korkunç kötü kahramandan daha da korkunç bir kötü kahraman açığa çıkmaz mı? "Ignorant Zombi" filmini 31 Mayıs'tan beri tüm kanallarda izliyoruz...
Velhasıl bu faşizm işini biliyor a dostlar...
*Hareket halindeki cehaletten daha korkunç hiçbir güç yoktur."
Bernard Shaw