Dün rüyamda gördüm. Telefonum çaldı, baktım,babam..."canım kızım naber" dedi."Ama baba dedim sen..." "Yok" dedi "çıkardılar beni,hastanedeyim şimdi".Hastaneye gittim hemen. Yatağında yatmış, kaşarlı tostunu yiyiyordu. Beni görünce "gene yırttık" dedi. Gülüyordu gevrek gevrek. Güya ölmemiş, bir karışıklık olmuş, fark edince çıkarmışlar hemen mezardan. Babam gene yırtmış, gene dönmüş köşeden. Hemen inandım buna. Çünkü O hep dönerdi zaten köşeden. Çarpmadan duvara, gelemeden sona, kırıverdi direksiyonu. "Cihan heptürk bu,hiç bir şey olmaz"lara kolayca inanırdık bizde. Uyandım.Bir kez daha dank etti, yırtamamıştı bu sefer. Bu sefer, gerçekten gitmişti. Dönmeyecekti, gülmeyecekti, sormayacaktı, "canım kızım naber" diye bir daha hiç çalmayacaktı telefonum. Hiç bir aramada "babam" yazmayacaktı.
Kalan tek şey resimler... Sizin bahçede mangal yakılırken, o tavuklar her yediğimiz parçada çoğalarak pişerken, Suzan Teyze'min yaptığı patates salatası lezzetimizi büyütürken, biz arka odada kaçamak konuşmalar yaparken, gitme hayalleri kurarken, matematik problemleri, hayatın denklemine eşitken, babam...babam hep... hep vardı di mi? Şimdi kim der ki, giden sadece, Cihan Heptürk'tür. Tüm şahitliğiniz ve her daim varlığınız için, Teşekkür ederim, yürekten. Gözde
Ben de inanmakta zorlanıyorum onu kaybettiğimize, sanki bize bir oyun oynamış da bir anda çıkıp geliverecekmiş gibi, Cihan Amca gibi. Neşesi, bol gönüllülüğü, keskin zekası, mükemmel bir doktor ve aynı zamanda mükemmel bir aşçı oluşuyla farklı ve özel bir insan olarak kalacak hep aklımızda. Keşke bizi yeniden Akçay'a götürebilse, yolda uyumayacağımıza ben ve kardeşlerim adına söz verirdim. Keşke yeniden tuzda balık yapabilse bize, Akçay'da hep beraber neşeyle yesek yaptığı lezzetli yemekleri. Herşeye rağmen, sizin gibi güzel evlatları olduğu için çok şanslıydı. Çok güzel ve istediği gibi bir hayat sürdü, içim bu anlamda rahat. Evet Cihan Amca hep vardı, hep olacak. Neşeli sohbetlerde, lezzetli yemeklerde, hastalarının hayır duasında, Uludağ'ın eteklerinden Akçay'a uzanan bir rüzgarda... Onu hiç unutmayacağız.
Zincirlerinden başka kaybedecek birşeyi yoktur. Yok daha neler.
6 Eylül'de bir sonbahar öğleden sonrası dünyaya gelmiştir Özge. Ruh haline en uygun mevsim de sonbahardır zaten. Her an melankolikleşebilme potansiyeli taşır. Ancak bu özelliği zamanla azalmaktadır.
2 yorum:
Dün rüyamda gördüm. Telefonum çaldı, baktım,babam..."canım kızım naber" dedi."Ama baba dedim sen..."
"Yok" dedi "çıkardılar beni,hastanedeyim şimdi".Hastaneye gittim hemen. Yatağında yatmış, kaşarlı tostunu yiyiyordu. Beni görünce "gene yırttık" dedi. Gülüyordu gevrek gevrek. Güya ölmemiş, bir karışıklık olmuş, fark edince çıkarmışlar hemen mezardan. Babam gene yırtmış, gene dönmüş köşeden. Hemen inandım buna. Çünkü O hep dönerdi zaten köşeden. Çarpmadan duvara, gelemeden sona, kırıverdi direksiyonu. "Cihan heptürk bu,hiç bir şey olmaz"lara kolayca inanırdık bizde.
Uyandım.Bir kez daha dank etti, yırtamamıştı bu sefer. Bu sefer, gerçekten gitmişti. Dönmeyecekti, gülmeyecekti, sormayacaktı, "canım kızım naber" diye bir daha hiç çalmayacaktı telefonum. Hiç bir aramada "babam" yazmayacaktı.
Kalan tek şey resimler... Sizin bahçede mangal yakılırken, o tavuklar her yediğimiz parçada çoğalarak pişerken, Suzan Teyze'min yaptığı patates salatası lezzetimizi büyütürken, biz arka odada kaçamak konuşmalar yaparken, gitme hayalleri kurarken, matematik problemleri, hayatın denklemine eşitken, babam...babam hep... hep vardı di mi?
Şimdi kim der ki, giden sadece, Cihan Heptürk'tür.
Tüm şahitliğiniz ve her daim varlığınız için, Teşekkür ederim, yürekten.
Gözde
Ben de inanmakta zorlanıyorum onu kaybettiğimize, sanki bize bir oyun oynamış da bir anda çıkıp geliverecekmiş gibi, Cihan Amca gibi.
Neşesi, bol gönüllülüğü, keskin zekası, mükemmel bir doktor ve aynı zamanda mükemmel bir aşçı oluşuyla farklı ve özel bir insan olarak kalacak hep aklımızda.
Keşke bizi yeniden Akçay'a götürebilse, yolda uyumayacağımıza ben ve kardeşlerim adına söz verirdim. Keşke yeniden tuzda balık yapabilse bize, Akçay'da hep beraber neşeyle yesek yaptığı lezzetli yemekleri.
Herşeye rağmen, sizin gibi güzel evlatları olduğu için çok şanslıydı. Çok güzel ve istediği gibi bir hayat sürdü, içim bu anlamda rahat.
Evet Cihan Amca hep vardı, hep olacak. Neşeli sohbetlerde, lezzetli yemeklerde, hastalarının hayır duasında, Uludağ'ın eteklerinden Akçay'a uzanan bir rüzgarda... Onu hiç unutmayacağız.
Yorum Gönder