2 Şubat 2013 Cumartesi

hamile kafası

Hamileliğin ilk 3 ayının kötü günleri geride kaldı, ufaklık tekmelere başladı ve uyanık olduğum saatler içerisinde çok enerjik hissediyorum. -evet akşam en geç 9'da uyuyorum-
Geçen hamilelikte yaşamadığım şu aşerme meselesi bu sefer canımı fena yaktı. Bir süreyi “kaese-brezel, kaese-brezel” diye sayıklayarak geçirdim. Sağolsun mesai arkadaşım Hasan Bey halime acıdı da, Almanya’dan gelecek bir ekibe her çeşit brezel’den bol bol sipariş edip getirtti. Yoksa benim sızlanmaktan başka bir şey yapacağım yoktu. Kaese-brezel’e kavuşma faslı da pek güzeldi, efendim sıcak mıydı soğuk muydu diye bakmadan hapur hupur yedim brezelleri. Pek lezzetliydi. Hatta o gün sadece brezel yedim başka da bişey yemedim. Tek kelimeyle kendime geldim diyebilirim. Acaip bişey şu aşerme. Hasan Bey sözlükten anlamına baktı, anlamı “begehren”miş, Almanlar’a sorduk, teyit ettiler, evet karşılığı bu dediler. Açıkçası “aşerme” sözcüğünden daha bir manidar, daha bir vurgulu… Neyse, aşerme işi ciddi bir iş, şakaya gelmez diyerek konuyu bağlıyorum.
....
6-Sigma projesi ile ilgili yaptığım son denemede, 6 ay boyunca o kadar üzerine çalışıp, emek verip, tüm iyileştirmelerin uygulanıp sonucun görüleceği o denemede, başarısızlığa -“failure”a- tahammülüm yoktu. İlk sonuçlar kötü çıkınca bende yıkıcı bi etki yarattı, önce başarısızlığa sövdüm sonra bir Burkemann cümlesiyle olayı kabullendim. Ancak sonra parçaların yanlış bir noktadan temizlik analizine gönderildiğini öğrendik. Sonra tekrar ettik sonuçları, her şey güzel gitti. Sonuç olarak yağları iyileştirdik, takımların ömrünü uzattık, parçalar iyi, temizlik analizleri iyi. Başardık diyebilirim. Son 6 parçanın temizlik analizi henüz gelmedi ama artık olumlu konuşmakta bir sakınca görmüyorum. Projenin asıl yorucu olan kısmı geride kaldı diyebilirim. Evet sadece bir kısmı geride kaldı ne yazık ki, başıma öyle zor bir proje bela ettiler ki bitmek bilmiyor maalesef. Yine de kalan kısım beni fazla zorlamayacak artık. Kapanış dökümanlarını hazırlamaya başladım bile. Evet ya şu “kapanış” sözcüğünü telaffuz etmeye başladım artık, ne kadar güzel… Gerçekten işe karşı sevgi ve nefreti bir arada yaşadığım bir proje oldu. Zira sonuçlarını deli gibi merak ettiğim, iyileştirmeler için kafa yorarken heyecanlandığım ancak sonuç almak/deneme yapmak için insanüstü bir çaba gerektiren bir çalışmaydı. Diğer yandan da 6-sigma hayata bakışımı değiştirdi diyebilirim. Mühendislik öğrencilerine bu istatistik yöntemlerin lisans düzeyinde öğretilmiyor olması çok acı. ODTÜ lisans-yüksek lisans mezunu bir insan olarak bunlardan bihaber mezun olmuş olmamı da ayrıca içime sindiremiyorum. Bi yerlerde bi hata yapılıyor... 6 sigma’dan sonra iş hayatında en karmaşık projeyi verseler dahi, işin içinden çıkabilirim gibi geliyor, 6-sigma adeta bir alet çantası gibi, karşında hangi problem olursa olsun, o probleme uygun bir anahtar illa ki çıkıyor çantadan… Bi de Minitab kadar kullanmayı sevdiğim bi program olmadı bugüne kadar…
Paragrafı bitirdim ki parçalardan birinin temizlik analizi sonucu ulaştı elime.”not okay”... Sorun değil, i know how to handle this… Zira minitab'le yaptığım analizde, son 1 ayda tüm imalatta tespit edilen partikelli parça sayısının benim denemedeki partikelli parça sayısı ile istatistiksel olarak karşılaştırıldığında daha fazla olduğunu gösteriyor. Pazartesi bu konuyu kalitecilerle kıyasıya tartışmaya hazırım. No one said it's gonna be easy...

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba..

Merak ettigim bir konu var:

"Olmasini cok istedigin sey" bu proje miydi??

Benim gonderdgim poztif enerjilerin de katkisi oldu mu simdi??

Biraz kafam karisti; aslinda pozitif enerjilerimin daha mühim bir konuda yardimci olmasini tercih ederdim.. Ama, sen "mühim budur!! , daha ne olsun?" diyorsan da, tercihimi mercihimi bosvererek sevinebilirim..



Özge dedi ki...

ne o beğenemedin mi? :)
evet o proje benim için oldukça önemliydi. neyse ki işler bir şekilde yoluna girdi.
son bi enerji gönderebilirsen, bi zahmet şu kapanış dökümanlarını ve sunumunu hazırlamam gerekiyor. 2 haftadır parmağımı oynatmadım. içimden gelmiyor, halsizim, bi tembellik geldi ki sorma. türk gibi bitir-ememe durumu yaşamam an meselesi.
enerji göndermeye devam lütfen.:)

Adsız dedi ki...

evet, beğenemedim.. :)

ama sen "konu mühim" dediğin için kayıtsız şartsız gönderiyorum enerji..

Ne zaman bir is icimden gelmese, surekli ertelesem vs., sonrasinda cok hizli hizli bitiriyorum ve "amaan bu muymus?" yaklasimi sergiliyorum. Sadece tum bu erteleme sureci boyunca cektigim sıkıntıyla stresle kalıyorum..

Hiç ertelememek lazım aslında. Ama olmuyor, illa ki türk usulü bir finish yapiliyor..

ateyizler bunu da açıklasın! :)