11 Nisan 2012 Çarşamba

Virginia Woolf demişken, aklıma intihar eden kadınlar geldi. Ve tabi Nilgün Marmara. Yıllar önce kendisiyle nasıl tanıştığımı hatırladım: Bir gün bir kitap gördüm, kapağında bir kadın fotoğrafı. Dedim ki ben bu kadını bir yerden tanıyorum, evet evet çok tanıdık... Düşündüm düşündüm sonra nereden tanıdığımı buldum. O fotoğrafı görmeden kısa bir süre önce Vedat Türkali'nin Bir Gün Tek Başına'sını okumuştum ve romanın ana karakteri Günsel'in yüzünü kafamda tüm detaylarıyla hayal etmiştim. İşte o Günsel, hayalimdeki Günsel, Nilgün Marmara'nın resmiyle birebir örtüşüyordu.

Bir roman kahramanını, gerçekten yaşamış, yüzünü hiç görmediğin birinin yüzüne tüm detaylarıyla benzeterek kafanda canlandırmak nasıl bir hastalıklı durumdur bilemedim. O zaman hissettiğim gibi bir garip hissettim kendimi yine.

Hiç yorum yok: