16 Şubat 2012 Perşembe

İstanbul'a gittik geldik çok şükür. Yılın en soğuk ve en karlı günlerinin eğitim tarihiyle çakışması bana Tanrı'nın bir lütfu olsa gerek. Otelimiz Taksim'e çok yakın olmasına rağmen, annemler Levent'i arabasına koyup şöyle rahat rahat gezemediler oralarda. Otel odası, lobi arasında sıkışıp kaldı zavallıcıklar.

İstanbul çok pis ve kalabalıktı. Taksim'e çıkınca midem bulanıyor nedense. Yine de, Bambi'de dil peynirli döner mi nedir, ondan yemeyi ihmal etmedim. İhmal etmedim de ne oldu, mideme oturdu, bütün akşam kıvrandım.

Eğitim bombaydı. Uzun zamandır iş hayatımda aradığım challenge'ı buldum diyebilirim. Yeniden bir amacım olduğunu hissediyorum ve inanılmaz motiveyim. Bıraksalar fabrikada sabahlayacağım, bir tek o saatleri Levent'ten çalacak olmasam... Eğitmenimiz Asil Özder, tek kelimeyle "cool" bir adamdı. Ben de öyle olmak istiyorum ancak "cool" olunmuyor, doğuluyordu değil mi? Bir de "hatasız kul olmaz, "cool" olur" vardı. Neyse.

İstanbul'a dönecek olursak, hakkını yemeyeyim, gece onda fön çektirmek için açık kuaförü Bursa'da bulmak imkansız, İstanbul insana böyle imkanlar sunmada birebir. Evet gece onda fön çektirdim Talimhane'de. İstanbul'daki bu enerjiyi seviyorum, çok canlı ve enerjik hissediyorsun ne kadar yorgun olsan da, bir motivasyon, bir üretme güdüsü peydah oluyor insana ki sorma gitsin. Bursa'ya geldim, o enerji azaldı biraz ama hala bitmedi...

Parksa Hilton'da boğaz manzaralı öğle yemekleri, pek hoştu. Yemekler çok lezzetli ve özenle hazırlanmıştı. Grup olarak afiyetle yedik, bayıldık. Üstüne yaptığımız Türk kahveli sohbetler de pek güzel gitti.

Havamız değişti, mutlu ve motive geri döndük; azmimiz yüksek, kendimize güvenimiz tam, başladık projelere vakit kaybetmeden. Eğitim beklentileri karşıladı diyebiliriz dostlar, otomotiv yan sanayi bayram yapsın gayri.

7 yorum:

Adsız dedi ki...

Hosgeldin!

Oncelikle, yazindaki genel havanin Istanbul'daki egitimin sana gayet iyi geldigini net bir sekilde yansittigini belirtmeliyim. Pek guzel.. Ortam degisiligi, yeni yuzler, bogazda yemekler insana iyi gelir tabi. Kahveli sohbetler ise bogaz manzarasiyla daha bir anlam kazanir..

Istanbul'u guzel yapan seylerden birisi de benim icin, gazeteler kapilarak gidilen Pazar kahvaltilaridir. Bogazdaki uzun-sohbetli kahvaltilarin tadi ender seyde vardir bu dunyada. Bogaz manzarasi, bu dunyadaki en guzel manzara gibi gelir bana. Galiba da oyle.

Taksim, Istiklal caddesindeki kaos bana da cogu zaman urkutucu gelse de cok vaha barindirir arka sokaklarinda. Kaos=>huzur(=>lezzet) gecisi saniyeler icinde tamamlanabilir.

Gelelim bambi'deki "dil peynirli döner" konusuna..

Uyari: mesajimin bundan sonraki bölümleri o gün midedende meydana gelen travmalari tekrar yasatabilir.

Bambi'de benim bildigim kadariyla dil peynirli döner yok. Ama Dilli-kasarli sandvic ve dilli-kasarli tost cok meshur. Burada bahsi gecen kasar: bildigin kasar, dil ise bildigin dildir. Yani, dana dili..

Cok meshurdur ama sakatat sevmeyen (ciger haric) bendeniz icin uzak durulasi yiyeceklerdendir. Bambi, bunyesinde cok baska lezzetler de barindirir. Ama hastasi coktur bu dilli-kasarlinin..

Guzel gecsin haftasonunuz.. iphone'u gule gule kullaniniz. Siri'ye selamlar..

Özge dedi ki...

evet o arka sokaklarda "Urban" diye bir yer vardır ki, biz Korişle orada tanışmıştık, "vaha" sözcüğü yakışır.

aslında benim yediğim kaşarlı dönerdi, Bambi ile ilgili bir "dil" sözcüğü ortalıkta dolandığı için "yoksa dil peynirli miydi yaw" diye bir kafa karışıklığına düştüm, öyle yazdım gitti. Gerçekten "dil" olacağı aklıma bile gelmedi. Ancak bu durum beni Bambi'den soğutacak, bu bir gerçek, zira sakatat deyince beni de "ciğer"den ötesi bozar...

Siri'yi görüp tanışasım var, sesi çok karizmatik :)

Adsız dedi ki...

Merhaba..

Gercek bir dilli kasarli yemedigine sevindim. 2. bir travma yasanmamis oldu en azindan. Bambi'den hemen sogumamalisin; sakatatsiz cok lezzetler bulunur. Mutlaka soguyacaksan da Kizilkayalar'a isinabilirsin mesela. Islak hamburger sahane bisiydir bence.

Urban'i biliyorum; vahadir gercekten de. Ama benim favori vaham KeVe'dir (www.kv.com.tr). Bir digeri de Limonlu Bahce'dir..

Siri bir Big Bang Theory bolumunde "şakacıktan" da olsa gorulmekteydi.. Karizmatik oldugu kadar da guzel bir ablaydi kendisi.. Onu oyle hatirlayalim en iyisi.. Selamlar kendisine..

Özge dedi ki...

ben british english kullandığımdan benim Siri erkek. görünen o ki, Amerikan Siri ablanın faydaları çokmuş. bi de öyle deneyelim.

Howard yazmadı mı Siri'ye?:)

Adsız dedi ki...

Raj yazdi..
Howard da "She's gonna break his heart"yorumu yapti :)Öyle de oldu..

Özge dedi ki...

doğru Howard'ın bir nişanlısı var artık.
kıyamam Raj'a, çok üzülüyorum ona ben. ancak böyle giderse kalbi kırılmaya mahkum olacak hep.

bu arada, anonim takipçi sen kimsin ya, ailecek bilmek istiyoruz, kimliğini paylaş artık bizle, lütfen, please:)

Adsız dedi ki...

Merhaba!

Howard'in annesi gibi bagirabilme yetenegi olan bir nisanlisi var, evet. Hayatinda toplam iki kadin oldugunu dusunursek de Raj'dan cok Howard'a uzulebiliriz belki..

Bu arada "Anonim Takipci" bildigin anonim takipci (cins isim oldugunu vurgulamak icin kucuk harfle yazdim). Google'da birseyler ararken kazara bloğu bulmus, okumaktan keyif almis, kendisine yakin bulmus, okumaktan aldigi keyifle de yetinmeyerek "iki de ben karalayayim" diyerek yorum da yazan bir garip anonim takipcidir.. Oyle enteresan, ilgi cekici bir kimlik degildir.