23 Eylül 2011 Cuma

paris deyince aklıma
kalın sesli bir kadın gelir
şarkı söyler uykusuzluğa
göğsü bir iner bir yükselir

içi sıkılır müşterilerin
yine de hepsi kadını dinler
vefasızlık üstüne bir şarkı
olur mu kalkıp gitsinler

ışıklar kadehlerde
içilmeyi bekler kapkara
su katılmış rakı gibi bir duman
çöker mi üstelik sokaklara

bu kadın durmadan sabaha kadar
aşk ile şarkısını söyler
ben gitmedim ama paris'e
gidenler gördüler


Cahit Külebi

Son yıllarda ben de hayalimde dünyayı geziyorum. Bu işi Külebi gibi ciddiyetle yapıyorum ama; gezinin her anını kafamda bütün detayları ile hayal ediyorum. Bir yere gitmeye karar verdiysem orayla ilgili kitaplar okuyorum önce. Sonra, hangi havayoluyla uçacağımı, hangi otelde kalacağımı, hangi restoranda yiyeceğimi, o tarihte katılabileceğim etkinlikleri vs. hepsini uzun araştırmalar ve tabi ilginç tesadüfler sonucu tespit ediyorum. Son olarak geriye koltuğa kurulup bunları yaşadığımı hayal etmek kalıyor. Hayalimde gezdiğim yerlerdeki kokuları, tatları herşeyi duyumsayabiliyorum. Çok keyif alıyorum bu işten... Bi ara bu hayali gezilerimi yazmayı düşünüyorum. Bakalım gerçeğiyle ne kadar örtüşecek...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Aslinda guzel fikir..

Reel izin alip dunyayi gezmesi pek mumkun gozukmeyen ben ve benim gibi "zorunlu işkolik" populasyon da uygulayabilir mesela..

Evet evet. Super..

Gömeç'te yazlikta 2 haftalik tatil planliyorum ve gidiyorum hemen bu aksam.. :)

Benim hayal gucu cok sığ mı, ne? sen yaz ben okuyayim en iyisi..