25 Temmuz 2011 Pazartesi

look into me

Tanıdığım insanlardan bugüne kadar edindiğim deneyim: İlk intiba çok önemlidir.
Biriyle tanışıyorsunuz diyelim, onu görür görmez kafanızda bir fikir oluşuyor; çok düzgün biri ya da bundan bir halt olmaz şeklinde. (Biraz abartılı oldu, kabul) Sonrasında o kişiyle konuşarak bu ilk intibada ne kadar yanıldığınızı anlıyorsunuz. Ya aslında hiç de kötü biri değilmiş, ya da, ben de onu bişey sanmışım, aslında o kadar da bişey değilmiş şeklinde. Ancak bir süre sonra, bu süre kişiden kişiye göre değişiyor, kiminde 5-6 ay, kiminde 1 yıl ya da daha uzun, o kişiyle ilgili vardığınız nihai karar o ilk intibada oluşan fikirlerle birebir örtüşüyor.
Başkalarında durum nasıldır bilemiyorum, merak da ediyorum, ama bende hep böyle oluyor.
Sınavlara hazırlanırken emin değilseniz ilk aklınıza gelen cevap doğrudur diye tembihlerler ya hep, o hesap.
Bi daha ilk görüşte beğenmediğim insanların beni konuşarak kandırmalarına izin vermeyeceğim.

Söz uçar, bakışlar kalır.

6 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba.. Adsız takipçi yine..

Aslinda bu konuda ben de seninle cok paralel dusunmekteydim bundan bir 9-10 yil oncesine kadar.. Aslinda hala da buyuk oranda ayni gorusteyim ama..

Ama gercekten de son donemde ilk intibamin "en negatif" oldugu bir kac kisi ile 9-10 yillik kadim dost olunca oyle degilmis dedim.. Tam tersi de gecerli. ilk basta "ne iyi birisi" dedigim sonra da tanidikca "yok artik"lari siraladigim insanlar oldu..

Bu degisimi kendimce su sekilde aciklayabilirim belki..

Galiba yas kucukken kendi begenilerimize daha yakin insanlarin iyi insanlar oldugunu dusunuyoruz (galiba hep de kendimizi iyi insan kabul ediyoruz referans olarak). Ornegin sen Lonard Cohen dinliyorsundur, Amelie'ye "cok guzel film" diyorsundur.. Senin ilk bakista "kotu adam" dedigin birisi de Bruce Lee filmi izleyip, Ferdi Tayfur dinliyordur.. Artik daha da kotu bir adamdir..

Ondan sonra bakiyorsun ki baban ölmüs, beraber konserlere gittigin Amelie sevenlerin buyuk bir kismi yok etrafinda, ama bakiyorsun ki omuzundaki el, Bruce Lee sevenin eli ..

Diyecegim su ki;

bir insanin senden fakli olmasi, kotu biri olacagi anlamina gelmiyor. Yas ilerledikce galiba bunun farkina variliyor.

Insanlar cok karmasik cok.. "ilk izlenim her zaman dogrudur demek de", "tanidikca seversin" ler de her zaman cok dogru degil aslinda..

Ama, sinavlarda aklina ilk gelen "kesin" dogru.. :)

Özge dedi ki...

Bi kere Bruce Lee çok severim, Amelie melankolisi ise çok gerilerde kaldı. (bunların örnekleme olduğunun farkındayım tabi)

İnsanları dinledikleri-izledikleri bağlamında sınıflandırmayı da en son lisede yaptığımı hatırlıyorum. Evet, Ferdi Tayfur sevenlerle de gayet arkadaş hatta kanki olunabilir.

Benim kastettiğim iyi kötü algısı yüz ifadesi ve bakışların, genel tabiriyle beden dilinin, anlattıklarıydı. İyiliği ve güvenilirliği bunlar üzerinden sezebiliyorsunuz. Sonrasında size söyledikleriyle baştaki imajı değiştirmeyi başarsalar da, son noktada yine o yüzün ilk anda bıraktığı intiba o kişi hakkındaki nihai karar oluyor.
İnsanlar değişebilir, kendini geliştirebilir ama beden diliyle varlığını hissettiren temel özellikler kolay kolay değişmiyor.

Velhasıl bakıcı seçerken bunlara dikkat edin:)

Adsız dedi ki...

Merhaba..

Kendimi uzun yillar insan sarrafi olarak gormus ve ilk izlenimle verdigim kararlarin hep dogru oldugunu dusunmustum.. Artik ilk izlenimi kesinlikle "cok kucuk bir ipucu" olarak goruyorum.. Insanlar cok karmasik, cok cesitli..

Herkese supheyle yaklasirsan da kendi kendine hayati zorlastiriyor oluyorsun. Zor is.. Keske insanlar icin de tripadvisor.com'vari bir database olsaydi. "100 kisiden 97'si excellent demis, super adam bu" diyebilsen..

Bu arada ;bakici secerken insan paranoyagin paranoyagi olur muhtemelen.. Bu konuda kotu bir tecrube yoktur umarim..

Saglicakla kaliniz..

Özge dedi ki...

katılıyorum. her konuda olduğu gibi bu konuda da sadece siyah ve beyaz yok, gri hep mevcut. hele konu insan olunca durum rengarenk. o zaman bu konuyu sana hak vererek kapatıyorum, yaşadığım tecrübeyi genelleme yapmak yerine münferit bir olay olarak değerlendiriyorum.

bakıcı mevzusunda çok da kötü bir deneyim yok da, genel durum pek iyi sayılmaz.

bir de şunu görüyorum, çocukluktan itibaren tanışmadığın hiç bir insanla çok yakın arkadaş olamıyorsun. kankilik kurumu daha çok ana okulu, ilkokul arkadaşlığı üzerine kurulu gibi. sonrasında tanıştığın insanlarla bi yere kadar gelebiliyorsun. kendimde ve çevremde bunu gözlemliyorum. ancak senden çekinerek genelleme yapmıyorum:)

bloğumda rahat rahat genelleme yapamaz oldum, bu ne ya:)

Adsız dedi ki...

Merhaba!

Yakin arkadas olabilmenin yolunun cok kucuk yaslardan gectigine tamamen katiliyorum.. Hatta bu konuda bir genelleme yapmis olsaydin kesinlikle 100% desteklerdim.

Kendi cevreme bakinca "kanki" diye nitelendirebilecegim herkesin cok kucuk yaslardan itibaren cevremde oldugunu goruyorum.. (%90 orta okul hazirlik sinifi). Universite yillarindan gelen cok az arkadasim var hala gorustugum.

Bizim icin istisnai durumun "asker arkadasi" kavrami oldugunu, fazla gicik gorunmemek adina, sadece fısıldayıp geciyor ve yapacagin olasi bir genellemeye %100 katilacagimi belirtmek istiyorum.

ve de saygilar sunuyor, kaciyorum..

Özge dedi ki...

"asker arkadaşı" kavramını eşimden doğru biliyorum. o başka bir durum kesinlikle...

güle güle.:)