20 Mayıs 2011 Cuma

şanslı çocuk Levent

annesinin 6 yıllık Ankara geçmişi boyunca ancak gidebildiği, çoğunluğuna hiç gidemeği yerlerin tümünü 2 günde geziverdi Leventcik. 

Düşünüyorum da öğrenciyken arabam olsaydı daha yüksek ortalama yapardım herhalde, daha kaliteli bir hayat süreceğim kesin de...

4 yıldır Ankara'ya gitmiyordum. Pek bi özlem duyduğum da söylenemez gerçi. Bir tek Behzat Ç. izlerken, evet ya Ankara diye bir yer vardı, hüzünlü, bakımsız, sovyet bloklu, çirkin ve melankolik, diye aklıma gelir, bir iç çekerim, ya da sırf bu iç çekiş için izlerim Behzat Ç.'yi, bilemiyorum...

4 yılda çok değişmiş Ankara, Eskişehir yolu yüksek katlı binalarla dolup taşmış, fena da olmamış hani. Bir şekilde estetik binalar yapmayı başarabilmişler.Yalnız gecekondulu Çukurambar apartman yuvasına dönmüş, yeşil namına bir şey kalmamış, kaldırımlar bile feda edilmiş apartmanlara, yürüyecek yol yok, evden çık arabana bin, arabanı yol üzerindeki lüks pastaneye parket tekrar evine dön şeklinde bir yaşam formuna kavuşmuş semt. Gökçek'in Ankara'sı bina bazında kalkınmış ama insani olan pek bi şey kalmamış ortalıkta. Ümitköy ve Konutkent'deki villa sitelerini bunun dışında tutuyorum tabi, Emlak bankasının o zamanlarda yaptığı konutlar ne kadar yaşanabilir, ne kadar güzeller. Bursa'da hala öyle siteler yok...

ODTÜ dersek, aynı bakımsızlıkta devam ediyor, yurtlar bölgesi, orman...Yönetimin sünepeliği bence bu durum, başka birşey değil. Yazık ya bu güzelim üniversiteye...

Efendim, 4 yıl sonra bir şenlik gördük yeniden. Son gününe de yetişsek fena geçmedi, Levent'le stadyumda Mirkelam konseri başlayana kadar eğlendik. Leventcik kalabalığa şaşkın şaşkın baktı durdu.
Rektörlüğün önünde kim var? :)


Arkada homofobi karşıtı yürüyüş, önde biz...



yumoşum ve ben


teyze:)


odtü'de kaffaltı


Hiç yorum yok: