30 Kasım 2011 Çarşamba

result orientation

bi işi bitirmeden diğerine başlama bi işi bitirmeden diğerine başlama bi işi bitirmeden diğerine başlama bi işi bitirmeden diğerine başlama bi işi bitirmeden diğerine başlama...

26 Kasım 2011 Cumartesi

25 Kasım 2011 Cuma

çalışarak sağladığım katma değer, oğlumun yanında olarak ona sağlayacağım katma değerden çok daha az. şu an evde olmalıydım... anneler çocukları 2 yaşına gelene kadar çalışmasın. çocuklar ağlamasın, mutlu büyüsün... mutsuz bi toplum oluyoruz sonra...

22 Kasım 2011 Salı

alamanya seyahati

kendinize işkence etmek istiyor, eşinizle olan ilişkinizi alabildiğine yıpratmak mı  istiyorsunuz? 11 aylık hasta bir çocukla Almanya'ya gidin. çocuk hiçbişey yiyemedikçe, günden günden zayıflayıp ateşlendikçe, gecenin bi vakti oralarda acile falan gidince ilişkinizde bir üst boyuta ulaşıyorsunuz. mükemmel oluyor.

Not: Efendim marzipan kartoffeln'ın içinde glikoz şurubu varmış. Koca bir paket aldım, ancak aldıktan sonra farkettim. Paketi açmadım, direkt ofise getirdim, içinden sadece bir tane yedim. Gerisini ofistekiler yarım saatte tüketti, herkes çok sevdi. Lakin benim takıntılı psikolojim marzipan kartoffeln tüketmeye onay vermedi:)

filmekimi

filmekiminden bahsedemedim bir türlü...

son zamanlarda hiçbirşey beni bu kadar mutlu etmemişti. tek fireyle planladığım filmlerin tamamını seyrettim, birini izlemek için yarım gün izin kullandım. evde bekleyen ufaklık olmasa daha da çok izlerdim tabi...  hepsi birbirinden güzeldi. mest oldum resmen...

Tek üzüntüm C.R.A.Z.Y'nin yönetmeni Jean-Marc Vallée'nin filmi "Ruh Eşim"in son anda Melancholia ile değiştirilmesiydi. En çok onun yeni filmini merak ediyordum. Filmekimi ekibi, güzel kardeşim, bunlar iki tane mükemmel olacağı garanti filim, ikisini de getir Bursa'ya, ne olacak di mi. Neyse bu sayede Melancholia'yı izlemiş olduk.

İzlediğim filmler şöyle:

Melancholia / Lars von Trier
Artist / Michel Hazanavicius 
A Dangerous Method / David Cronenberg
Aşkın Formülü Yok (Simple Simon) / Andreas Öhman
Mikrofon / Ahmet Abdalla

Kimse film sayısı az demesin, 4 günde 5 film izlemek çalışan çocuklu bir anne için bir rekor bence.

Filmlere gelirsek, sinema eleştirmeni değil, düz vatandaş eleştirisidir benimkiler:

"Artist" filmi, sen ne güzel filmsin öyle. Başrol oyuncusunun (Jean Dujardin) içten gülüşü aklıma geldikçe hala içimi ısıtıyor. Bu kadar pozitif bir film olabilir mi? Bütün filmde kötü niyetli bir tek kimse yok,  herkes bir şekilde iyi. Hele o ateş edince ölü taklidi yapan köpek, ileride senden bir tane edineceğim ve bu numarayı öğreteceğim.  Ah bir de başrol oyuncuları, hep böyle mutlu mutlu şıpıdık şıpıdık dansedin emi. Siz mutlu olun, biz mutlu olalım, bütün dünya mutlu olsun, ihi:)

Lars amcacığım sıra sende. Film bittiğinde "Melancholia" pek güzel bir film diyor insan ok, ancak yine de ilk yarıda bu kadar sinirleri germeye gerek var mıydı? Kirsten ablayı ayağımın altına alıverecektim valla; ortam güzel, bi sürü para harcanmış, organizasyonun en kralı yapılmış, limuzin kiralanmış, anan-baban biraz gıcık ama olsun, koca adayın da biraz looser görünümlü ama iyi niyetli olduğu belli, sen daha neyin depresyonunu yapıyosun, ayıp değil mi o konuklara, kalkmış oraya kadar gelmişler, hadi evlenmedin diyelim bari adabınla otur, edepsizliğe ne lüzum var di mi.
Neyse ikinci yarıda kendini affettirdi ablamız. İyi kötü bir bahanesi olduğunu anladık. Güçlü gözükenlerin zayıf, zayıf gözükenlerin de aslında güçlü olduğunu anladık, o da iyi oldu. Çarpışma görüntüleri süperdi, bir de Kirsten ablanın rüyada elinin kolunun bağlı olup da bir türlü koşamadığı sahneler. Eline sağlık Lars abicim.
Film festivalinde Nazileri desteklemiyorum ama yaptıklarını, nedenlerini anlayabiliyorum falan demiştin ya, herkes sana düşman olmuştu hani, ben de seni anlıyorum Lars abicim, sıkıntı yok.

Cronenberg amca, filme bayıldım. Sayende Viggo Mortensen'i saçı sakalı traşlı pür-i pak bir şekilde görebildik. Velhasıl Freud'luk yakışmış Viggo'ya, kendini bulmuş.Carl Jung'u oynayan adam çok iyi oynadın tebrikler. Jung efendiye bir sözüm var ancak; gül gibi karın var çocukların var ne işin var senin deli Sabina'yla. İki kelam ortak nokta bulunca kendinizi kaybediyorsunuz ayıp oluyor, koskoca doktora yakışıyor mu hiç. Psikanalitik bişeyler vardı filmde, o incelikleri o zaman anlamıştım ama şu an hiçbiri aklıma gelmiyor. Herneyse, yine de İsviçre'de yaşayıp, yakası bembeyaz gömlekler giyip, gül gibi bir malikanede yaşamaya özenmedim değil... Cronenberg amca aynen böyle devam.

Andreas Öhman. Tam anlamıyla bir İsveç filmi izlemek istiyordum, tam anlamıyla bir İsveç filmi izledim. Eline sağlık, film mükemmeldi. Başrol oyuncusundan oralarda çok var sanırsam ;) Yalnız o kızları nereden buldun ya, koskoca İsveç'de bula bula onları mı buldun? Gay olmandan şüpheleniyorum, filmde erkeklerin bu kadar güzel olup kızların bu kadar çirkin olmasının altında bir hinlik arıyorum valla kusura bakma.Yine de çok içten, "Artist" gibi kötü insanın olmadığı bir filmdi. Hadi "Artist" biraz kurgusaldı da sizin oralar gerçekten öyle sanırsam. O yüzden bu kadar egzotik geliyor, o yüzden bu kadar çok seviyorum. Bizde herkes birbirinin kuyusunu kazar Andreas kardeş, kıymetini bil ülkenin.

Ahmet Abdalla sıra sende. Bi kere filmi video kamerayla çekmişsin, çok takdir ettim. "Video"culuğu sonuna kadar desteklerim. Sayende İskenderiye'yi tanıdık, bildik, sevdik, biraz memleketimize benzettik. Buradaki olmaz olasıcalardan oralarda da olduğunu gördük, lanet ettik.Yalnız biraz konuyu toplayamamış mısın sanki? Fazla dağılmışsın, öyle de dağınık bırakıp gitmişsin. Hadi iyi kötü bir son uydurmuşsun sonuna ama o kadar dağılmaya o son biraz güdük kalmış. Lost'dan hallice olmuş yani. Bunu da farketmedik sanma. Yine de eline emeğine sağlık, aynen böyle devam.

21 Kasım 2011 Pazartesi

laralalalalhololorara.... Levent şarkı söylemeye başladı. Sabah uyanıyor ilk işi dili dışarda şarkı söylemek. Bazen şarkı söylerken bir de oynamaya başlıyor ki o zaman onu izlemeye doyamıyorum işte...