24 Eylül 2012 Pazartesi

ür ür ürtiker

2 haftalık bir izinden sonra, ertesi gün işe gitmek üzere kafayı yastığa koyduğumda, iş yerinde yapılacak bir yığın ıvır zıvırın akla gelmesi sonrası elimde başlayan, boynuma, sırtıma, bacaklarıma ve nihayet her yerime yayılan inanılmaz kaşıntının son yarım saattir internette yaptığım araştırmalar sonucunda "ürtiker" yani kurdeşen olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Kaşınıyorsun, kabarıyor, kırmızı noktacıklar oluşuyor sonra kaşınan yer yanmış gibi acıyor. Bacaklar bitiyor sırt başlıyor, sırt bitiyor eller başlıyor. Bu saate kadar uyuyamadım, yarın işleri nasıl yapacağım lan diye düşünüyorsun ya, o zaman daha beter oluyor.

Atlayıp arabaya acile mi gitsem, ne halt etsem bilemiyorum. Uyuyamıyorum, canım yanıyor, takıntılı kişiliğime lanet ediyorum.

Tanrım beni baştan yarat.

4 Eylül 2012 Salı

bişey yapmalı

"The reality of the society that we're in is
there are thousands and thousands of people out there
leading lives of quiet, screaming desperation,
where they work long, hard hours at jobs they hate
to enable them to buy things they don't need
to impress people they don't like"

"A day is too short, 'after i retire' is too long. There is got to be a middle way"

"smallest investments on the right places..."

Nigel Marsh, iyi geldin bana...

4 Ağustos 2012 Cumartesi

sleeping beauty

"zeki ama çalışmıyor"
in my case:
güzel ama uykusunu alamıyor

kapkaranlık ve kesintisiz, 7 saatlik bir uyku
tek ihtiyacım olan bu
hiç bir makyaj malzemesi bu etkiyi yaratamaz, yaratamıyor.

güzellik bir yana, beyin de duruyor; bağlantıları kuramıyorsun, mantıklı karar alamıyorsun...

keşke uykusuzluk karşısında bu kadar güçsüz olmasaydım...

keşke Levent daha uyutan bi çocuk olsaydı,
keşke Levent uyuduktan sonra yapacak bu kadar işim olmasaydı...